İletişim: 0212 438 09 54

Haberler

Yemek Firması Denilince Akla Ne Gelir? Net Kurumsal Catering

yemek firması

Yemek firması (catering firması), toplu yemek üretimi gerçekleştiren ve bunları müşterilerine sunan firmalara denilmektedir. Yemek üretiminin yanı sıra taşınması, saklanması ve sunulması gibi hizmet öğelerini de içermesinden ötürü hizmet sektöründe bulunduğu söylenebilmektedir. Fakat bir yemek firması aynı zamanda hem üretici hem de hizmet verici pozisyonundadır. Dolayısıyla her iki sektör kolunun da gerekliliklerini yerine getirmelidir. Yani kötü yemeklerin iyi sunumu başarıyı getiremeyeceği gibi, iyi yemeklerin kötü sunumu da başarıyı getirememektedir. Bundan ötürüdür ki her iki olguyu da özümseyebilen ve iyi yemekleri, iyi sunumla bütünleştirebilen firmalar sektörde bir adım önde tercih edilmektedir.

Kaliteli Yemek Firması Nasıl Anlaşılır?

Kaliteli bir yemek hizmeti sunan bir yemek firmasını anlamanın çeşitli yolları vardır. Öncelikle ilk intiba olarak hizmet şekli gözünüze hitap edecek şekilde olmalıdır. Görüntü olarak yeterliyse, kalite dökümanlarını ve gerekli belgeleri istemeyi unutmayın.

Günlük Yaşamda Suyun Önemi Nedir? Net Kurumsal Catering

suyun önemi

Su, yaşamımızı devam ettirebilmemiz için hayati bir öneme sahiptir.  İnsanlar besin maddelerini tüketmeden sadece ve sadece su tüketerek yaşamlarını haftalarca, günlerce devam ettirebilirler (genetik özelliklere, kilo ve vücudumuzda ki yağ oranına göre süreler insandan insana farklılık gösterebilir).  Nedeni ise, aç kaldığımız zaman vücut ihtiyacı olan enerjiyi vücutta depo olarak bulunan karbonhidrat, yağ, protein ve kalsiyumdan kullanabilmektedir. Susuzlukta ise böyle bir durum söz konusu değildir.

Vücudumuzda olması gereken su miktarı taban alınarak yapılan hesaplamalara göre, insan susuzluğa sadece 4- 7 gün dayanabilir. Sıcaklık derecelerine, vücutta bulunan su miktarına, hareketlere, kilo durumlarına göre süre daha da kısalabilir.

Her bireyin vücudundaki su oranı farklıdır. Yeni doğmuş bebeklerin vücutlarındaki su oranı % 90 iken, yetişkinlerde bu oran % 60, yaşlı bireylerde ise mevcut su oranı % 50 civarlarındadır. Su oranın vücutta en yüksek olduğu dönem bebeklik dönemidir,

Yetişkin ve sağlıklı bir bireyin gün içerisinde tüketmesi gereken su miktarı 2- 2,5 LT civarındadır.  Su için sadece besinlerden alınan su miktarı yeterli değildir. Su oranı yüksek yiyeceklerin ( kavun, brokoli, çorbalar, çay ve kahveler vb.)tüketilmesi sadece vücudumuza sıvı alımına katkı sağlar, asla su ihtiyacını tam olarak karşılamaz. Vücudumuz enerji harcadıkça suya olan ihtiyacımız daha da artar.

Organlarımızın sağlıklı bir şekilde işlevlerini yerine getirebilmesi ve vücut sıcaklığımız dengelenmesi için su önemli bir ihtiyaçtır. Vücudumuzdan, ter, idrar ve hatta nefes aldıkça bile su kaybediyoruz.

VÜCUDUMUZDAKİ SU ORANIN;

% 15’ İNİN KAYBEDİLMESİ İLE HAYATİ TEHLİKE BAŞLAR,

 % 20 SU KAYBI İSE ÖLÜM İLE SONUÇLANIR.

su

SU NEDEN ÖNEMLİDİR?

  • Organlarımızın işlevlerini yerine getirmesinde önemli rol oynar,
  • Vücudumuzda en fazla su miktarı kan ve kaslarımızda bulunur,
  • Vücudumuzdaki toksin maddelerin atılmasında yardımcı olur,
  • Hücrelerimize besin maddelerini ve oksijeni taşır,
  • Cilt ve ten sağlığı için önemlidir,
  • Vücut ısısını dengeler,
  • Yediğimiz gıdaların çözünmesine ve emilmesine yardımcı olur
  • Enerji

Hafif ve Orta derecelerde vücudumuzun susuz kalmasının sonuçları;

  • İdrar sıklığında azalma & renginde koyulaşma,
  • Tükürük kaybı & ağız kuruluğu,
  • Halsizlik, gerginlik, unutkanlık,
  • Kas ve eklem ağrıları,
  • Ağız ve göz kuruluğu,
  • Gözlerde çökmeler ve gözaltlarında morarmalar,
  • Vücut kuruluğu ( vücudun nem kaybetmesi),
  • Tansiyonda düşüş,
  • Baş dönmesi,
  • Metabolizmamız daha yavaş çalışır hale gelir .

Aşırı su kaybı durumlarında ise;

  • Cilt renginde değişimler ( solgun bir ten)
  • Vücut sıcaklığını kontrol edememe ( sıcaklık düşüşü)
  • Organların işlevlerini yerine getirememesi
  • Bilinç kaybı ( belliğin işlevini yerine getirememesi)
  • En son aşamada ise ŞOK ve daha sonrasında ÖLÜM ile sonuçlanır.

Toplu Beslenmede Gıdalar Neden Bozulur ? Detaylı Bilgiler

gıdalar neden bozulur

Besinlerin yapısında doğal olarak bulunan protein, yağ, su, karbonhidrat vb. maddelerin dış etkenlere bağlı olarak yapılarının zarar görmesi sonucu besin bozulmaları meydana gelir. Besin bozulması, besinlerin tadında, görünüşünde, kokusunda meydana gelen, duyu organlarımızla anlayabileceğimiz değişimlerdir. Bozulmuş olan bir besin maddesini tüketmek sağlığımıza ciddi anlamda zararlar verebilir. Her kişinin vücut direnci ve bağışıklık sistemi farklı olduğundan dolayı, bozulmuş olan gıdayı tüketen kişilerde farklı farklı tepkimelere yol açar. Bozulmuş besini tüketen bazı kişiler sağlık sorunlarını daha az hissederken, bazı kişiler ise çok daha ciddi sağlık sorunları ile karşılaşabilirler.

Besin Bozulmaları

Besin ( gıda ) bozulmaları hava sıcaklıklarının da artması ile daha da fazlalaşan bir durumdur. Artan sıcaklık değerlerinin de etkisiyle gıdalar da daha çabuk ekşime, kokma ve çürüme gibi bozulmalar meydana gelebilir. Besin maddelerinin bozulmalarının üzerinde, sıcaklık, nem, mikroorganizmalar, besinlerin asitlik & Ph değerleri, böcekler, ışık ( güneş ışığı), pestisit maddeler, saklama koşulları gibi birçok neden etkili olur. Ayrıca besinlerin doğal yapısında bulunan su miktarı da bozulmalara karşı dayanıklılığı artırır veya azaltır.

gıda bozulmaları, besin bozulmaları

Besin bozulmaları kendi içerisinde gruplara ayrılır;

Fiziksel Bozulmalar

Sıcaklık, nem, rüzgâr, güneş ışığı gibi dış etken kaynaklı bir bozulma türüdür. Uzun süre bu etkilere maruz kalan gıdalarıdır. Fiziksel bozulmaya uğramış gıdaların dış görünüşü pörsümüş, rengi değişmiş olur. Ayrıca besinlerde meydana gelen fiziksel bozulmalar, hasat, taşıma ve depolama aşamalarında da meydana gelebilen bir durumdur. FAO ( Food and Agriculture Organization  / Gıda ve Tarım Örgütü)  verilerine göre besin maddelerinin, tüketiciye ulaşana kadar geçen sürede %25-50 oranlarında fiziksel bozulmalar meydana gelmektedir.

Kimyasal Bozulmalar

Besin maddelerinin havadaki oksijen ile temasından meydana gelir. Örneğin, kesilmiş olan sebze ve meyveler uzun süre açıkta kaldığı takdirde renginde koyulaşma, koku ve tadında değişiklikler meydana gelir. Uzun süre oksijenle teması kesilmeden açık bir ortamda kalan gıdalar kullanılamaz, tüketilemez hale gelirler. Gıdalarda meydana gelen renk değişimine ( kahverengileşmeye)   “Maillard Reaksiyonu” da denmektedir. Aynı zamanda yağlarda meydana gelen acıma da kimyasal bozulmalara örnek verilebilir.

Mikrobiyolojik Bozulmalar

Bakteriler, küfler ve mayalar aracılığı ile gerçekleşen bir bozulma çeşididir. Ürettikleri ( salgıladıkları) toksin maddesi bozulmaya sebep olur ve sağlığımız açısından en tehlikeli olan bozulma türüdür. Mikroorganizmalar kendilerine uygun sıcaklık, nem ortamını bulduktan sonra ilk olarak gıda maddelerinin yapılarında bulunan proteinleri tüketmeye başlayıp çoğalabilirler.

Mikroorganizmaların en sevdiği besin maddesi protein olduğundan dolayı, bir besin maddesinin içerisinde ne kadar çok protein varsa mikrobiyolojik olarak bozulma olasılığı o orantıda artar. Mikrobiyolojik bozulmaya uğramış bir besinin tüketilmesi gıda zehirlenmesine ( toksin kaynaklı) neden olabilir. Mikroorganizmaların besinlere bulaşabilme kaynakları oldukça fazladır: havadan, sudan, topraktan, insandan, hayvandan, alet- ekipmanlardan, paketlerden ve benzeri.

EN ÇABUK BOZULAN GIDALAR HANGİLERİDİR?

  • Et ve Et ürünleri
  • Deniz ürünleri
  • Süt ve Süt ürünleri
  • Kremalı ürünler
  • Yumurta ve yumurtalı ürünler

UYGUN SAKLAMA KOŞULLARI SAĞLANDIĞINDA BOZULMAYA KARŞI EN DAYANIKLI GIDALAR?

  • Sirke
  • Tuz ve şeker
  • Pirinç ve makarna grupları
  • Kuru baklagiller
  • Bal
  • Alkollü içecekler

Hangi tür besin, hangi sebepten besin bozulmasına uğramış olursa olsun, bozulmuş bir besin maddesinin herhangi bir besleyici özelliği yoktur, aksine sağlımız açısından zararlı etkileri mevcuttur.

Catering Firmaları için gıdaların nasıl ve ne şartlarda bozulduğunun bilinmesi, müşteri memnuniyeti açısından büyük yararlar sağlayacaktır.